| Kutlu Doğum Haftası |
|
|
|
KUTLU DOĞUM HAFTASI Kendilerine Peygamber gönderilmeyen hiçbir toplum bulunmuyor yer yüzünde. Bunun için yüce Allah “peygamber göndermedikçe hiçbir toplumu hesaba çekmeyiz.”(İsra,15) buyurmaktadır. Peygamberimizden önceki bütün peygamberler belli kavimlere, belli topluluklara, belli toplumlara, belli zaman diliminde, belli mekanlara gönderilmiştir. Oysa, Hz. Muhammed (s.a.v.) bütün alemlere, (Enbiya,107) cinlere, zamanlara, ... mekanlara, toplumlara, zaman ötesine, hatta sabah-ı mahşere kadar gelecek her canlı ve cansız varlıklara peygamber olarak gönderilmiştir. O peygamberler zincir halkasının son baklasıdır. O peygamberler binasına konan son yakut taşıdır ki, Kabe’nin inşası sırasında, Hacerül-Esved’in yerine konması esnasında ihtilafa düşen kabile reislerinin hakemi olan Allah Resulü, taşı yerine koyarken “son taşı yerine koyuyorum” derken kendisinin son peygamber olduğunu ima ediyordu belki. O gün akıllı olduğunu iddia eden beyinler bu durumu anlamadılar, bugünküler gibi. Nasıl anlasınlar ki, peygamber de benim, senin gibi insan diyorlardı. Elmas, yakut, zebercet, kehribar da taşlar ailesinden ama,, lakin onlar değerli taşlar. Her yerde ve hem de pek çok bulunmaz, bulunsa da pahalıdır. Elbette peygamberler de insan, Rabbimiz de öyle diyor “sizin içinizden yine size elçiler gönderdim” (Tevbe,128) fakat O Peygamberler yalan söylemezler sizin ve bizim gibi, onlar ücretsiz tebliğ yaparlar. Bizim gibi pazarlık yaparak maddi bir şey talep etme şöyle dursun, asla ücret istemezler, onlar emanetlere hıyanette, ihanette etmezler bizim, sizin gibi, onlar günah işlemezler senin, benim gibi, onlar insan onuruna yakışmayan davranışlar asla göstermezler bizim gibi.
Peygamberlerin sevdalısı, onların aşkıyla yanıp tutuşan gönül insanı koca Yunus bakın ne diyor, “Peygamber yerine geçen hocalar, bu halkın başına zahmetli oldular.” Bu halkı kendi haline bıraksa Yunus’un bahsettiği hocalar, belki İnsanlar peygamberleri daha iyi anlayacak, belki bugünkünden daha çok sevecek. Onun doğumunu anlatan peygamber sevdalısı Süleyman Celebi’nin veladet bahri okunurken Peygamberimize hürmeten ayağa kalkan halkı eleştiren hoca, halka zahmet vermez de ne yapar. Kendine ayağa kalkmayan insanlara demediğini koymayan, yeri gelince taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymayan, sözüm ona hocalar, söz peygambere gelince “o da bizim gibi bir insandır” diyor! Gönüller sulatanı Mevlana “Ben Kur’anın kulu ve kölesiyim, Hz.Muhammed’in ayağının tozu ve toprağıyım…” derken, bizim bazı hocalara ne oluyor ki. Kaldı ki, bu sözün sahibi peygamber sevgisinden dolayı asırlar geçmesine rağmen onu kimse unutmuyor, bizim hocalar sağlığında ne kadar meşhur olursa olsun öldüğü günün ertesi gün olamasa da, kısa zamanda hafızalardan siliniveriyor. İnsanlar, ya peygamber karşıtı olduğu için kötülükleri unutulmaz, ya da peygamber sevdalısı oldukları için hürmetle anılırlar. İkisinin ortası bulunmuyor. İşte Yunus’da bu mümtaz insanlardan biri “Sen hak peygambersin şeksiz gümansız, sana uymayanlar gider imansız” ve “araya araya bulsam izini, izinin tozuna sürsem yüzümü, hak nasip eylese görsem yüzünü, ya Muhammed canım çok sever seni…” dediği için hep gönüllerimize taht kurmuştur. Ya Bismark ne diyor, “Ben sana çağdaş olamadığımdan dolayı üzgünüm ey Muhammed. İnsanlık senin gibi seçkin bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzurunda derin bir saygı ile eğilirim.” Bu adam bu sözüyle hep hatırlanıyor. Kim peygamberden iyi bahsederse iyi anılıyor, kimde ondan habersiz kendini peygamber yerine koyuyorsa nefretle anılıyor. Bunun ötesi berisi olmuyor. O, cihanşümul, O, evrensel iki cihan peygamberi, O’nun kutlu doğumu kendisine inanana da inanmayana da ışık olmuş, insanların yolunu aydınlatmış, renginin, dininin, cibilliyetinin siyah-beyaz olmasının insan olmasına engel olmadığını göstermiş, insanların bir tarağın dişleri kadar yan yana olduğunu vurgulamış, hülasa O’nun doğumu, insanlığın yeniden doğmasına vesile olmuştur. İnsanlık bugün neye sahipse hep onun doğumu sayesinde vücuda gelmiştir. İçimizden biri ama, bizi bizden daha çok düşünen ve bize düşkün bir peygamberi anıyoruz ama, anlayamıyoruz, ya da hiç anlamak istemiyoruz.. Kütük bile seni anlıyor, biz anlayamıyorsak, bu bizim anlayışımızın kıtlığındandır ey Resul. Bizim sıkıntılara duçar olmamız seni sıkıntıya koyduğuna inanlardanız ey Allah Resulü. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı himayelerinde ve Türkiye Diyanet Vakfının desteğiyle şanlı ve muazzez Hz. Muhammed’in doğumunu “Kutlu Doğum Haftası “ olarak, bütün dünyaya ilan ettik de, o sayede dünyanın her yerinde O’nun adına yakışır ve yaraşır biçimde sevgili Peygamberimiz adına, Kutlu Doğum Haftaları düzenlenmektedir. Biz de Keçiören Müftülüğü olarak çeşitli etkinlikler (Konferans,vaaz, çeşitli ziyaretler)le anmaya ve özellikle bu vesile ile O’nu daha iyi anlamaya ve anlatmaya gayret ettik. sana binlerce salat-ü selam olsun, sen içimizdesin ama, biz seni yad ellerde arıyoruz, henüz seni bulabilmiş değiliz. Yüzümüz olmadığı halde yine de şefaatını umuyoruz, dahil et ya Resülellah ve Es salat-ü vesselam... |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 20 Nisan 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





