Image800x6001024x768Auto Width
ANA MENÜ
Anasayfa
Temel İlkeler
Tanıtım
Keçiören İlçemiz
Müftümüz
Daire Personeli
Din Hizmetleri
Aile Bürosu
Hac ve Umre
Müftülüğümüzden Haberler
40 Hadis
Soru Sor Diyanet
Sıkça Sorulan Sorular(SSS)
Bilgi Edinme Kanunu
Gazeteler RSS
Site Haritası
Sitede Arama
Müftülük İletişim
Esmaü'l Hüsna
KUTLU DOĞUM
Gül Efendim(slayt)
Kutlu Doğum
Etkinliklerimiz
SİTEYE GİRİŞ




ANKETLER
Sitemizi Nasıl Buldunuz
 
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 76
Haberler: 123
Web Bağlantıları: 5
Ziyaretçiler: 149835
Syndicate

40 Hadis

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın;
yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin.
İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
 
Tirmizî, Birr, 55.
 
 
İNSAN YETİŞTİRME SANATI :ANNELİK PDF Yazdır
anne yagmur.jpg Peygamberler başta olmak üzere, Ahmed Yesevî, Hz. Mevlânâ, Hacı Bayram Velî,Yunus Emre gibi pek çok düşünürü dünya çapında ünlü yapan, onların insanyetiştirme sanatında mahir olmalarıdır. Bugün özellikle feminist söylemlerin etkisindekalan insanımızın küçümsediği, basit gördüğü ‘analık’ da en önemli insan yetiştirme sanatıdır. Bugün bu sanatta mahir olan analar, çalışmayan kadınlar (!) arasında sayılarak küçümsenmektedir. Oysa toplumda en önemli ve en verimli işi anneler yapmaktadır.

 İNSAN YETİŞTİRME SANATI :ANNELİK

Peygamberler başta olmak üzere, Ahmed Yesevî, Hz. Mevlânâ, Hacı Bayram Velî,Yunus Emre gibi pek çok düşünürü dünya çapında ünlü yapan, onların insanyetiştirme sanatında mahir olmalarıdır. Bugün özellikle feminist söylemlerin etkisindekalan insanımızın küçümsediği, basit gördüğü ‘analık’ da en önemli insan yetiştirmesanatıdır. Bugün bu sanatta mahir olan analar, çalışmayan kadınlar (!) arasındasayılarak küçümsenmektedir. Oysa toplumda en önemli ve en verimli işi anneleryapmaktadır.Analık kurumuna lâyık olduğu değeri İslâm vermiştir. Kur’an ayetleri vePeygamberimizin sünneti bu kurumun değerini anlatan açıklamalarla doludur.Arapça’da anne kavramı genel olarak ‘ümm’ kelimesiyle karşılanmıştır. Kur’an’ın ilksuresi olan Fatiha suresinin bir adı da Kitabın anası anlamına Ümmü’l-Kitab’tır.Mekke’den bahsedilirken Ümmü’l-Kurâ/şehirlerin anası ifadesine yer verilmiştir.Ümmet ve imam kelimeleri de bu kökten türetilmiştir. Peygamberimize, anasındandoğduğu gibi temiz ve saf kalabilen anlamına ümmî denmiştir. Bereket kaynağıolduğundan, her şeyi ve herkesi bağrına bastığından kültürümüzde, yeryüzüne toprakana adı verilmiştir.Kur’an’da yer alan anne-baba hakkı ile ilgili ayetlerden bir kaçı şöyledir:“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davran-manızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlıkçağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel sözsöyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! tıpkı beniküçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (İsra, 23-24)“İnsana da, anne-babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu hergün biraz dahagüçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşteonun için) İnsana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır. Eğerhakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın birşeyi bana ortak koşman için seninleuğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerinyoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri

haber vereceğim.” (Lokman, 14-15)

Söz konusu ayetlerde, Yüce Allah kendisine ibadet ve kulluk yapılmasını emrettikten

hemen sonra, ana-babaya iyilik ve ihsanda bulunmayı emretmektedir. Bu, ana-baba

hakkının Allah hakkından hemen sonra geldiğinin ve ne kadar önemli olduğunun açık

göstergesidir. Yine ayetlerin bize yüklediği görev; ana-babamıza öf bile demememiz,

onları incitecek hiçbir söz ve davranışta bulunmamamız; onlara sevgi, saygı ve ilgiyle

yaklaşmamız ve en önemlisi onlara dua etmemizdir. Hatta onlar Allah’a şirk koşan

kimseler olsalar ve bizi de müşrik olmaya zorlasalar bile, onlarla dünyada güzel güzel

geçinmemizdir. Nitekim Hz. İbrahim’den bize yadigâr olarak Kur’an’da geçen ve

Peygamberimizin yönlendirmesiyle her namazın sonunda okuduğumuz duada şöyle

diyoruz: “Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde beni, anamı-babamı ve tüm inananları

bağışla!” (İbrahim, 41)

Peygamberimizin anne sevgisi

Doğmadan önce babasını, küçük yaşta annesini kaybedip yetimlik ve öksüzlüğü

bütün versiyonlarıyla yaşayan Peygamberimiz, ana-baba hakkı, onlara ilgi gösterip

saygı ve sevgi duyma ile alâkalı olarak şöyle buyurmuştur: “Ana ve babasının ihtiyarlık

zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, bunlara gereken hürmet ve

hizmette bulunarak cenneti hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün! (Bu

ifadeyi üç kere tekrar etmişti)”

Savaşa katılmak için kendisinden izin isteyen Muaviye b. Cahime'ye, annen sağ mı,

diye sormuş ve şöyle buyurmuştur: "Sözlerime dikkat et! Annenin ayağı dibinde otur.

Çünkü cennet oradadır. Annenin yanından ayrılma, çünkü cennet onun ayakları

altındadır." (İbn Mace, Cihad 6; Ahmed, III, 429)

Peygamberimiz, bu uyarıları yaparken kendisi de bu konuda bizlere en güzel örnekleri

sunmuştur: Hudeybiyye umresine giderken Ebvâ köyüne uğramış, annesinin kabrini

ziyaret etmiş, kabrini eliyle düzeltip ağlamıştı. Niçin ağladığını soranlara da şöyle

cevap vermiştir: "Merhamet duygusu beni duygulandırdı da onun için ağladım." (Dimyâtî,

es-Sîretü’n-Nebeviyye, Suriye, 1996, s, 37; Köksal, İslâm Tarihi, II, 55; Aişe A. Bint şâtî, Rasulullahın Annesi

ve Hanımları, (Çeviren: İsmail Kaya), Konya, 1987, I, 158) Onun bu ziyaretinde anne hasreti ile

dopdolu, vefalı bir evlât ve duygulu bir insan olduğunu görmekteyiz.

Sığındıkları mağaranın kapısı, yuvarlanan bir taşla kapanan üç adamın yaptıkları güzel

şeyleri şefaatçi yaparak mağaradan kurtuldukları anlatılan hadiste (Buharî, Enbiya 50;

Müslim, Zikir 100) adamlardan birinin ana-babasına yaptığı hizmeti vesile yapması ve

onun akabinde yaptığı dua ile kurtulmuş olmaları oldukça dikkat çekicidir.

Doğumunda kendisini ilk olarak emziren Ebû Leheb'in cariyesi Süveybe'yi hiç

unutmadı, Mekke’de iken onu ziyaret eder ve ona ikramlarda bulunurdu. Hicret

edince Medine’den ona giyecek gönderirdi. Mekke fethinde onun oğlunun

durumunu sorup araştırdı, onun da annesinden önce vefat ettiğini öğrendi. (Dimyâtî, es-

Sîretü’n-Nebeviyye, s, 33; Aişe A. Bint şâtî, age, I, 161)

Sütannesi Halime Hatunu gördükçe "Ümmü Eymen, ehl-i beytimin hatırası!” “Benim

annem, annemden sonraki annem" der, kendisine içten sevgi ve saygı gösterir, omuz

atkısını serip üzerine oturtur, bir dileği varsa hemen yerine getirirdi. Hz. Hatice ile

evlendiğinde, Halime Mekke'ye gelmiş, Peygamberimiz onu ağırlayıp kırk koyun ve bir

deve hediye etmişti. Onunla şakalaşır ve ona latife yapardı. Bir gün Ümmü Eymen,

beni bir deveye bindirsene, deyince. Peygamberimiz “Seni, bir deve yavrusuna

bindireyim” diyerek ona takılmıştı. (Dimyâtî, es-Sîretü’n-Nebeviyye, s, 36; Muhammed Mehdî-

Mustafa Ebunnasr, Nisâ Havle’r-Rasûl,Beyrut, 1995, s, 235-236; Köksal, age. II, 46-47, 167)

Mekke Fethinde Halime Hanımın kız kardeşini görüp sütannesini sordu, vefat ettiğini

öğrenince ağladı. Süt teyzesine izzet ikramda bulundu, ayrıca 200 dirhem (nisap

miktarı) para verilmesini emretti. Kadıncağız ona şöyle dedi: "Sen küçükken de büyük

iken de ne güzel kefil olunan, bakılansın!" (Köksal, age. II, 46-47)

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

Annelik, insan yetiştirme sanatıdır. Annelik, babalıktan en az üç adım önde gelir.

Annemiz, pek çok şeyi kendisinden öğrendiğimiz ilk öğretmenimiz, zor zamanlarda

kendimizi kucağına attığımız, yanımızda olmadığı zamanlarda bile anam deyip manevî

kucağına sığındığımız şefkat meleğimizdir. Bugün toplumumuzda ağlayan analar var.

O halde anaları ağlatanlardan olmamaya, onları senede birkaç gün değil her zaman,

hayatlarında ve ölümlerinden sonra bile hoşnut etmeye gayret etmeliyiz. Zira cennet,

anaların ayağı altındadır. Cennete giden yol, ananın rızasından geçmektedir. Her

namazda okuduğumuz Rabbena duasında kendilerini andığımız anne babamızla

sağlıklarında iyi geçinip onların duasını almaya çalışmalıyız. Anne baba olunca,

çocuklarımızdan beklediklerimizin daha fazlasını anne babalarımıza yaparak onlara

örnek olmalıyız. Unutmayalım ki anne baba hakkı ve sevgisi, onları huzur evlerine

mahkum ettikten sonra, orada onları ziyaret emekle ödenmeyecek kadar büyük bir

hak, engin bir sevgi ve saygı selidir. İnsanı en güzel bir şekilde yaratmış olan Yüce

Allah, ona akıl denen nimeti vererek onu bütün yaratıklardan üstün kılmıştır.

                                                                       
                                                                     

                                                                     Prof. Dr. Ali Akpınar

                                                               Cumhuriyet Üniv. İlâhiyat Fak
Son Güncelleme ( Cuma, 25 Nisan 2008 )
 
Sonraki >
FAYDALI LİNKLER
Keçiören Kaymakamlığı
Atatürk Köşesi
Çocuk Köşesi
Namaz Vakitleri
Kur'an Meali
Kur'an Öğreniyorum
Kur'an Dinle
İlmihal 1. cilt
İlmihal 2. cilt
Dini Kavramlar Sözlüğü
İsam
Diyanet Duyurular
D.İ.B Personeli İstek Formu
Haber Portalı
E-Devlet
E-Diyanet Bağlantılar
Ziyaretçi Defteri
E-Bodro Bilgileri
HAFTANIN MESAJI
 
KURBAN VE KURBANLA İLGİLİ HUSUSLAR
 
 
İPod Mp3-Player
KİMLER SİTEDE
Advertisement