Image800x6001024x768Auto Width
ANA MENÜ
Anasayfa
Temel İlkeler
Tanıtım
Keçiören İlçemiz
Müftümüz
Daire Personeli
Din Hizmetleri
Aile Bürosu
Hac ve Umre
Müftülüğümüzden Haberler
40 Hadis
Soru Sor Diyanet
Sıkça Sorulan Sorular(SSS)
Bilgi Edinme Kanunu
Gazeteler RSS
Site Haritası
Sitede Arama
Müftülük İletişim
Esmaü'l Hüsna
KUTLU DOĞUM
Gül Efendim(slayt)
Kutlu Doğum
Etkinliklerimiz
SİTEYE GİRİŞ




İSTATİSTİKLER
Üyeler: 83
Haberler: 126
Web Bağlantıları: 5
Ziyaretçiler: 172131

40 Hadis

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
 
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
 
ŞAİRLERİN DİLİYLE ANNE SEVGİSİ PDF Yazdır

gl.jpgAna başa taç imiş

Her derde ilâç imiş

Bir evlât pîr olsa da

                           Anaya muhtaç imiş                                            Hüseyin Nail Kubalı

 

Şiirin vazgeçilmez temasıİnsanoğlu, en yoğun ve içten duygularını şiirle dile getirir. Bu yüzden kadın, eş veanne olarak da şiirin tarih boyunca en vazgeçilmez temasıdır. Bu vazgeçilmezliktekadının sembolize ettiği bu iki değerlilik, diğer kavramları da içinde taşır. Yani şiirinhasret, gurbet, fedakârlık, kahramanlık, şefkat, koruyuculuk, bağışlayıcılık sonuçtakadın etrafında anlam kazanan kavramlardır. Meselâ vatan kavramı bile anneyleözdeşleşir. Çünkü, yaşadığımız toprağın adı “anavatan”dır.Bu yüzden, şiir tarihimiz incelendiğinde kadın kavramıyla ilgili sayfalarca sözsöylemek gerekecektir. Ama konuyu sınırlandırma mecburiyeti dolayısıyla biz buyazıda kadını daha çok “anne” sıfatıyla ele alacağız ve şiirimizde bu kavramınkullanılış şekillerine değineceğiz.şiirimizde anne temasıEdebiyatımızın en eski ürünleri Sözlü Edebiyat devrine ait destanlardır. Kadın, bu türeserlerde hem eş hem de anne sıfatıyla karşımıza çıkar. Her iki durumda da yüceltilir.Kutsal bir varlık olarak ele alınır. Değerli, sevgi ve saygıya lâyık bir varlık olarakgörülür. Eşine bağlı, devamlı onun yanında, onun en büyük destekçisi, hayatyoldaşıdır. Ana olarak da fedakârlık anıtıdır. İlk Türk şairi sayılan Aprıncır Tiginşiirlerinin birinde anası için şöyle der:“Sen bütün övgülere değersin anacağım,Ben acizim bu kadarını söyleyebildim.”İslâmiyet, kadının her türlü insanî haklardan yoksun bulunduğu, ezildiği bir toplumsalortamda hayat buldu. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü böylesi bir vahşetortamında İslâm, ilk zihniyet değişimini kadın konusunda yaptı. Onu önce insan,sonra eş ve anne sıfatıyla seçkin bir konuma getirdi. “Cennet, anaların ayaklarıaltındadır” hadisi İslâm’ın kadına bakış konusundaki en çarpıcı ifadelerden biridir. Bu değeriyle şiirlerde ve diğer edebi metinlerde yerini aldı. Meselâ, Boğaç Han’ın:“Ak pürçekli, izzetli canım anam”Sözleri kadının ana olarak; yine Dirse Han’ın:“Beri gel, başımın bahtı, evimin tahtı”Sözleri de eş olarak nasıl algılandığının bir göstergesidir.Kadın, Osmanlı devri edebiyatına kadar hep bir müşahhas bir varlık olarak bu şekildeele alındı. Yani şiirlerde hep eş ve anne olarak işlendi. Divan, Halk ve Tekkeedebiyatı döneminde ise, asıl nitelik mücerretlik olduğu için kadın da müşahhasvarlığından soyuldu. Görünüşte hayatın içinde olmadı ama daha kutlu bir işin öznesihaline getirildi. Sûfî bir yorum çerçevesinde maddî aşktan manevî aşka yükselten birvarlık olarak görüldü. Bu yüzden biz, kadını bilhassa Divan ve Tasavvuf edebiyatındasomut varlığıyla hele anne olarak göremeyiz. Kadın, bu edebiyatlarda Sabrî’nin;“Aşk, ko dursun mecazi ise de gönlünde”Beytinde söylediği gibi, sevgili vasfıyla sevenin mecazî aşktan hakikî aşka geçmesindebir köprü hüviyetindedir. Ama bu durumla da yine çok seçkin, uğruna her türlüfedakârlığın yapılabildiği, çok sevilen bir varlık durumundadır. Halk şiiri daha müşahhas bir yapıda olsa bile onda da kadın yine anne olmaktan çokbir sevgili olarak anlatılmıştır:Ama kadın, bu haliyle de çok saygın bir yerdedir. Tertemiz bir sevginin muhatabıdır.Çoğu zaman da yine Karacoğlan’ın şu mısralarında da görüldüğü gibi sonuçta insanıolgunlaştırmakta, yüreğini hakikate açmaktadır:“Bana güzel sever diye tan ederler,Benim Hak’tan özge sevdiğim mi var?”Tanzimat dönemi Osmanlı’nın yıkılış sürecine girdiği ve Batı’dan pek çok yenikavramın girdiği bir dönemdir. Meselâ “vatan” kavramı bu devirden itibaren anne vesevgili benzetmesiyle şiirlerin vazgeçilmez teması olur. Vatan; annedir, vatandaşlar iseonun çocuklarıdır.

Bu güzellikte hiç bu çağında

Yakışır mıydı boynuna o kefen

Cisminin her mesâmı yâre iken

Tuttun evlâdını kucağında

Sen gidersen bizi kalır sanma

Böylece tehlike içerisindeki vatan, sevgili gibi sevilen ve ana gibi sayılan bir varlık

şekilde algılanır. Vatandaşlar ise onun çocuklarıdır.

Yirminci yüz yıl şiiri ise, kadının yoğunluklu olarak anne sıfatıyla ele alındığı bir şiirdir.

Kadın, bu ve bundan sonraki dönemlerde modernizmin etkisiyle sevgili sıfatı

manevilik noktasında muhteva yoksulluğuna uğrasa bile, anne sıfatıyla çok zengin

çağrışımların, derin anlamların konusu olur. Anne sevgisi, anne hasreti, anneye

bağlılık, annenin fedakârlığı, şefkati, merhameti, koruyuculuğu… sıkça işlenen

temalara dönüşür.

Çocuk diliyle anne

Bu anlamda anne şiirleri yazan pek çok şairimiz vardır. Bunlar arasında bu temayı

bütün boyutlarıyla işleyenler arasında pek çok isim sayabiliriz. Bu şairlerden aldığımız

şu mısralar, bize çok renkli bir anne fotoğrafı çıkarır:

“Kimin kalbi senin için hep vurur/Saatlerce sana bakıp doyamaz”(Ali Ulvi Elöve), “Ve

annem, anneciğim/Tepeleri karlı yüce dağlar gibi heybetledir”(Arif Ay), “Anne ne

olur/Eksilme hiç başımızdan”(Cahit Zarifoğlu), “Siyah gecelerde sen gün ışığı/Yola

düşsem kanadımsın, kolumsun” (Feyzi Halıcı), “Sen suyu tükenmeyen bir

göldün”(Gültekin Sâmanoğlu), “Bakışın güneş gibi ısıtır içimizi/Gülüşün aydınlatır

üzgün kalpleri anne(Halide Nusret Zorlutuna), “Saçlarımı sevgi ile okşayan/Elindir

anneciğim/Doğruluğu dürüstlüğü anlatan/Dilindir anneciğim” (Adnan Ardağı), “Ben bir

küçük çocuğum yedi yaşında/Sen benim biricik güzel annemsin” (Hamit Macit

Selekler), “Bu mutluluk, bu düzen, bu bitmeyen aydınlık/Anamın yüzü suyu

hürmetinedir.”(Yavuz Bülent Bakiler)

Anne diliyle çocuk

Anneye duyulan sevgi sadece evlât diliyle ve bakışıyla anlatılmaz. Anne gözüyle evlât

anlatımı da yer alır şiirlerde. Anne de çocuğu için hal ve gönül diliyle sürdürdüğü

konuşmasını kimi zaman söze dönüştürür. Behçet Kemal Çağlar’ın ifadesiyle;

“sevginin en kutsalı”, “Anam” diyen seste ise “Çocuğum” kelimesi de “dünyadaki en

sevimli beste”dir. O yüzden yaşamak “anne” diyebilmek ve “çocuğum” diyebilmektir:

“Sevdiğin kuşları gördüm.

Uçtular/Onların sesini duydu/Seni sordular bana yavrum” (Ahmet Kutsi Tecer), “İlk

kundağın ben oldum yavrum/İlk oyuncağın ben oldu”(Arif Nihat Asya), “Sen, bir

çiçeksin/Annen saksı/Azıcık hastalansan/Odalar yaslı”(Behçet Necatigil), “Gel bir çiçek

ol sen yavrum/Kendi ülkenin renginde/şu yeryüzü demetinde” (Tahsin Saraç), “Uyan

artık gül çiçeğim/Sabah oldu gün ışıldar/Gül goncası dudağından/Yuvama mutluluk

sızar.” (Aysen Akdemir)

Sonuç

Modern çağda çok az bir kesimde de olsa kadını “anne”, “eş” ve “kardeş” olarak

algılamanın dışında onu değersizleştiren algılama biçimleri de oluşmuştur. Fakat

bunlar, elbette ki kalıcı anlayış biçimleri değildir. Hele de bizim toplumumuzda…

Çünkü bu yazıda da özetlemeye çalıştığımız gibi, kadın kavramı bizim dünyamızda

her zaman olumlu çağrışımları ifade eder. Anne, kadın şiirimizin en zengin damarıdır

ve böyle olmaya da devam edecektir.                                                                                             Mustafa Özçelik 
Son Güncelleme ( Cuma, 25 Nisan 2008 )
 
< Önceki
FAYDALI LİNKLER
Keçiören Kaymakamlığı
Atatürk Köşesi
Çocuk Köşesi
Namaz Vakitleri
Kur'an Meali
Kur'an Öğreniyorum
Kur'an Dinle
İlmihal 1. cilt
İlmihal 2. cilt
Dini Kavramlar Sözlüğü
İsam
Diyanet Duyurular
D.İ.B Personeli İstek Formu
Haber Portalı
E-Devlet
E-Diyanet Bağlantılar
Ziyaretçi Defteri
E-Bodro Bilgileri
HAFTANIN MESAJI
 
HESAPLAŞMA
 
 
KİMLER SİTEDE
Advertisement