| ... VE ÖĞÜTLER |
|
|
|
Kur’an da sureler vardır, her birinin iniş sebeplerinden veya içinde geçen önemli olaylardan dolayı değişik isimler almıştır. Bugünkü sohbetimizin konusunu oluşturan surenin adı, Lokman ve Kur’an’ın 31. suresidir
Bu süre Mekke döneminde inmiş ve 34 ayet olup, sure, adını 12. ve 13. ayetlerde anılan Hz. Lokmândan almıştır. Bu surede başlıca, Hz. Lokmân’ın oğluna öğütleri, tevhit, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte, kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir.
Bugün bu köşemizde Kur’anda geçen bu surede Lokmân oğluna öğütlerde bulunuyor, dolayısıyla bu öğütler aslında hepimizedir ve evrenseldir. Lokmân peygamber değil ama, kutlu ve hekim kişiliği şüphesizdir. Kur’an mucizedir, ayetlerde ve kullandığı üslupta ediplerin parmaklarını ısırtacak sanat incelikleri vardır, hem söz ve hem de anlam itibariyle. Hz. Lokmân’ın nasihati oğluna olmakla beraber tüm insanlığı kapsamaktadır. Lafı uzatmadan sözü sözlerin en güzeli olan Kur’an’ın sözlerine bırakalım.
“Andolsun, biz Lokmân’a” “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.”(Lokmân S.12)
“Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” (Lokmân S.13)
“İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. İşte onun için insana şöyle emrettik: Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır”(Lokmân S.14).
“Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.”(Lokmân S.15)
(Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) ”Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. Her şeyden hakkıyla haberdar olandır.” (Lokmân S.16)
“Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” (Lokmân S.17)
“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.”(Lokmân S.18)
“Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir!” (Lokmân S.19)
Hz. Lokmân’ın öğütleri aslında tüm insanlığadır. İnsanlar kıssalardan hisse alsalardı, öğütlerden nasiplerini edinselerdi, herkes payına düşene ve hakkına razı olsaydı, kendini yaratanın sesine kulak verip itaat etseydi, inanan ve inanmayan tüm canlılara rızık verme ve yaşatma noktasındaki Allah’ın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu insanoğlu anlayabilseydi, “barış çok hayırlı” diyen Allah’a kulak verilseydi, Mevlânâ gibi “Gel! Gel! Her ne olursan ol gel!” Diyenlerin sesine kulak verilseydi, Yunus misali “Yaratandan ötürü yaratılan sevilseydi” bütün bu akıl ve mantık dolu öğütlere iltifat etseydik bugünkü acılar yaşanmazdı belki. Keşke işittik ve itaat ettik deme erdemliliğini gösterebilseydik bizi biz, bizi insan yaratan ve üstün kılan yaratıcıya... Ne bahtiyar insanlardır, onlar ki kıssadan hisse, öğütlerden nasiplendiler de dünya ve ahiret mutluluğuna erme güzelliğini belki yakaladılar. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





