İstatistikler

Üye : 216
İçerik : 208
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1821167
Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi

CANLI YAYIN

Diyanet Çocuk

Camiyi Seviyorum

HER GELEN YIL YENİ Mİ? PDF Yazdır
Her yılın sonunda veya başlangıcında insanlara bir tuhaflık oluyor, içinde bulunduğu yılı kazasız belasız, savaşsız, kan-göz yaşı olmadan geçirdiğine mi inanıyor ki, ya da mutluluk içinde geçirdiğini mi düşünüyor ki. Her yılın başında birbirine yeni yılda mutluluklar dileyen bu insanlar muratlarına erebildi mi? Ya da dünya insanlarının mutluluktan başları mı döndü ki, yaptıklarının farkına varamıyorlar. Eskiyen ya da geçen yıllarda insanlık hayrına ve insanlar lehine kazandırdıklarımızın mutluluğunu bir kez daha yaşayabilmek için mi acayip havalara bürünüyoruz? Yoksa içinde bulunduğumuz yılın sıkıntılarından kurtulup, yeni yılda bu yanlışları yapmamak için mi, eski yıldan kurtulup, yeni yılda bu kusurları yapmama planları mı yapıyoruz. İnsanlar geçmişi ve yaptıklarıyla övünebilmeli, gelecek ile övünmeye kalkışanlar bu heveslerine kavuşamayabilirler. Yeni yılın, eski yıldan farkı nedir ki, insanlar bunca ümit bağlıyorlar, birçok beklentilere girip hayal kırıklığına uğruyorlar. Eski yıldan ne gördük ki, yeni yılı heyecanla bekliyoruz. Yılların değişmesi bir mana ifade etmez, belki rakamları değişir o da ömrümüzden bir yılı götürür, esas insanlar ve insanlık değişmeli ve kendini yenilemeli düşünce ve tecrübe olarak. Hatta insan her gün kendini yenilemeli, ufuk noktasında, gelişme konusunda, hizmet hususunda ve her güzellikler alanında. İnsanlar kendilerine yeni bir heyecan katmak için yeni yılları beklerse, geçmiş yıllarda olduğu gibi yine yaya kalır, yeni yıl söylemleri söylentiden öteye gidemez.
            Yeni yıldan söz edenler dünyanın döndüğüne inanmıyorlar mı ki, her gelen yılı yeni kabul ediyorlar, dünya döndüğü için giden yıl yine geri geliyor, biz de bu yeni yılı, 365 gün sonra bize uğradığı için yeni zannediyor ve hak bayram sanıyoruz. Günler, haftalar, aylar ve seneler ne eskir, ne yenilenir ve ne de bozulur. Eskiyen de, kendini yenilemeyen de zamanı yaşanmaz, çekilmez ve kokuşmuş yapan da insanoğludur. Zaman insana bir şey kazandırmaz, insan belki zamanı iyi kullanarak çok şey kazanabilir, ya da zamanı tüketerek kendisini de bitirerek, yer yüzünden silinir gider, ne kendisi ne de esamisi kalır. Zamanı iyi değerlendirenleri ne zaman eskitebilir, ne insanlar yer yüzünden silebilir, ne de unutulurlar. Hazreti Ali diyor ki, “Zamanı ya da vakti ne yakutla, ne zebercetle, ne altınla satın alamazsınız, fakat zamanla yani vakitle hem altın, hem zebercet ve hem de yakutu satın alabilirsiniz.” Türk Ata sözüdür ki, hepimiz biliriz “ vakit nakittir.” denmiştir.
            İnsanlar yaşlanmamak için, hatta kaybolan sağlıkları için yığınla paralar harcarlar da, yeni yıl geliyor diye neden sevinç çığlıkları atarlar bunu anlamış değilim. Yeni yıl demek bir yaş daha ihtiyarlamak, ya da öteki dünyaya bir adım daha yaklaşmak demek olan bu gelen seneye sevinmek de neyin nesi ola acaba? İnsanın elbette eğlenmeye de, gülmeye de ihtiyacı vardır. Eğlenebilmek için, felekten bir gün çalmak için neden yılın ilk gecesi seçilir? Bunu da anlamış değilim. İsa Peygamber’in doğum yıl dönümü olarak algılandığı için yeni yılda kutlamalar yapanlara bir diyeceğimiz olamaz. İsa Peygamber’in doğumu kesin olarak bilinmemekle beraber, her yeni yıl gelince, bir hareketlilik başlar. Vitrinleri ağaçlarla süslemek, değişik kostümlere bürünmek, dini bayram havası içinde, Aralığın son haftasında yeni yıla girişi özel yemekler hazırlayarak, bunu da renkli içeceklerle süsleyerek, eğlenceli toplantılar düzenleyerek kutlamak, ayrıca çocukları için önceden alıp hazırladıkları bazı hediyeleri efsanevi bir kişi olan Noel babanın getirmiş olduğunu söyleyerek çocuklara vermek de, neyin nesi bilinmez. Kendimizi kandırıyoruz, çocukça işler yaparak körpe dimağları kandırmayalım bari. Bizler Hazreti İsa Peygamber’e ve tüm Peygamberlere inanmanın imanın bir gereği olarak kabul ederiz, kimi peygamberlere inanıp kimine inanmamayı düşünmek bile imanın tamamlanmasına engeldir. İnsanların ilim çağında, teknolojinin zirveye tırmandığı bir çağda, efsanelerle, taş devrini hatırlatan giysilerle, çamların defterini dürerek, onları yuvasından alarak, doğal rengin dışında çeşitli renklere büründürerek, büyük harcamaları da ihmal etmeyerek, dostlar alış verişte görsün kabilinden aslında eski yılın aynısı olan, güya yeni yılda mutluluklar diledik 2003 yıldır, mutlu olabildik mi? Mutluluk öyle farz-ı kifaye değil ki, birkaç kişi mutlu olunca diğerlerinin üzerinden mutluluk düşsün dostlar. Mutluluk dilemek nasıl olsa parayla değil, alın size 365 gün hatta tüm insanlara sınırsız rakamlarla mutluluklar dileğiyle. İyi dilekte bulunmakla insanları mutlu etmek mümkün ise, her gün yemek yer gibi su içer gibi insanlara mutluluklar dileyelim, nasıl olsa ücretsiz bir işlev ne dersiniz? Haydi ben de tüm insanlar binlerce mutluluklar diliyorum, gereğini yerine getirmeden, sözle mutluluk oluyorsa. Şimdi mutlu oldunuz mu? Haydi yine de mutlu yıllar!!! Dilemekle oluyorsa...
Salı, 29 Aralık 2009 00:45 tarihinde güncellendi
 

mp3 flash player by undesign webmaster,İsmail ÇİÇEK.

Reklam