İstatistikler

Üye : 216
İçerik : 208
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1821054
Şu anda 5 ziyaretçi çevrimiçi

CANLI YAYIN

Diyanet Çocuk

Camiyi Seviyorum

HESAPLAŞMA PDF Yazdır
Bu bir kavga değil, başkasıyla asla değil, insanın kendi kendisiyle hesaplaşması, bir yılda, yani 365 günde neleri yapabildi, neleri gerçekleştirdi, neleri gerçekleştiremedi. Bir günün bile hesabı olunca, bir yılın hesabı olmaz olur mu? Bazı iş yerlerinde rastlarsınız, “Bugün Allah için ne yaptınız?” Bu söz Hazreti Ömer’e ait. Pekala bir yıl içinde biz ne yaptık, işte bunun muhasebesini yapalım diyorum ben. Bunun için yazının başlığını hesaplaşma koydum. Herkes bir birinin hesabını görmeyi becerebiliyor, esas olan kişinin kendi hesabını iyi yapabilmesi önemli. Evdeki hesap çarşıya uymadığı gibi, geçen senenin hesabı bu seneye uymayabilir. Dünyanın hesabı da ahirete uymayabilir, Allah bilir. Yanlış hesaplayanlar olabilir, bilirsiniz yanlış hesap da Bağdat’tan dönermiş derler, gerçi Bağdat artık tarihte ve tarih kitaplarında kaldı. Gönül hesabı, çarşı-pazar hesabı, kasa ve kese hesabı, hülasa çok hesap çeşitleri bulunmaktadır. Ayrıca her insanın ayrı ayrı hesabı bulunduğu gibi, devletlerin de milletlerin de bir hesabı mutlaka vardır, ama bizi yaratanın da bir hesabı olsa gerek. Buradaki hesaplar şüphesiz önemli, fakat bunları bir şekilde halledebiliriz, başkasını sırtına da sarabiliriz, hatta hesabımızı inkar edebiliriz de, ama Allah’a karşı olan hesapları asla, ne başkasına havale edebiliriz, ne de inkar edebiliriz. Hani hesapla ilgili “ ya sen sayı saymasını bilmiyorsun, ya da dayak yemedin” derler. Dünya da güneş de bir hesaba dayalı olarak hareket etmek zorundadır. Hesapsız dönerse dünyanın, düzeni bozulur ayakta da yatarak da duramayız, ya da hesapsız yaklaşır veya uzaklaşırsa güneş, ya kavruluruz sıcaktan, ya da donarız soğuktan. Ağaçların bile, hatta her türlü canlının uyanma zamanı vardır, kimse zamanından önce bir harekette bulunamaz. İlaçların, yemeklerin ve her türlü karışımın bir hesabı ve ölçüsü yok mu sizce? Olmasa hiçbir şeyin tadı tuzu ve lezzeti olabilir mi? Dünyada her şey ölçülü, her şey hesaplı, kimse merak etmesin, yeter ki tabiatın düzenine karışmayınız, yoksa onun hesabını da alt üst edersiniz sonra, kendi hesabınız gibi. Bir tek insanoğlu kendi hesabını kendisi ayarlamak zorunda. Çünkü insan irade ve akıl sahibi ve sorumlu bir varlık olması nedeniyle, yaptıklarının, yapacaklarının veya yapamadıklarının hesabını kendisi verecektir. Kimse hiç kimsenin hesabını ödeme durumunda değildir, hiçbir birey başkasının vebalini ve günahını yüklenme durumunda da asla değildir.
            365 günün hesabını nasıl veririz? Günlük, haftalık, aylık ve yıllık planlarımız vardı sanırım, bunların ne kadarını hayata geçirebildik? Ne kadarını gerçekleştiremedik? Plan ve program dışı faaliyetlerimiz varsa bunlar yararlı olabilmiştir? 2007 yılından farklı olarak 2008 yılında neler üretebildik, hangi yenilikleri ve hangi teknolojiyi insanlığın iyiliğine ve hizmetine sunabildik? Gelirlerimiz giderlerimizi karşılayabildi mi? Daha çok mu ürettik, yoksa daha çok mu tükettik, ya da sermayeyi sıfırladık mı? Ömrümüzden bir yılı tükettiğimiz muhakkak. Bu tüketilen bir senelik ömrümüzün devletimize, milletimize, kendimize ve ailemize yansıması ne kadar olmuştur. 2008 yılına baktığımız zaman şunları yapsaydım, bunları yapmasaydım, dediğiniz oldu mu? 2008 yılı dünyasında savaşlar mı daha çok oldu, yoksa barış mı? kaç ailenin ocağını söndürdük, kaç ailenin yuvasını kurduk? Ne kadar insanın defterini dürdük, kaç insana hayat verdik? Zira 2008 yılında insanlar çığlıklar atarak bir birlerine mutluluklar dilemişti ya. Hani iyi seneler dileğinde bulunmuştuk ya bir birbirimize, canım hatırlayın, bir birimize yeni yıl hediyeleri vererek, ne çabuk unuttunuz birbirinize aldığımız hediyeleri. O güzel kelimelerle süslenen tebrikler tebrik kartlarında ve kart postallarda mı kaldı? İnsanlar bir birine bir kez mutluluk diledi mi, bu dileğinin arkasında durması gerekmez mi? Meydanlarda ve televizyon ekranlarında, ben sözümün arkasındayım diyenler nerede? Dün dündür, şartlar değişti, bugün başka mı demek isteniyor. Sevinçle, coşkuyla, neşeyle ve birbirimize mutluluklar dileyerek karşıladığımız 2008 yılını uğurlarken, çok iyi bir yıl geçirdik diyebilen varsa, ne mutlu ona. 2009 yılında da mutluluklar olsun o bahtiyar insana ve insanlara.
            365 yılı takvim yaprağını çöpe atarken, her takvim yaprağından bir gün düşerken, saniyeleri, dakikaları, saatleri, günleri, haftaları, ayları ve yılları sayarken ömrümüz tamam oldu. Her yıl geçtikçe bir yıl ömrümüzden gitti, geri gelmesi asla söz konusu olmayacaktır. Umulur ki, çabuk geçmemesini istediğimiz günlerin sayısı, bu gün, bu ay ve bu sene kazasız belasız bir geçse dediğimiz günlerden çoktur. O günler bir daha gelmesin diye dua ettiğimiz günlerin sayısı umarım yoktur. Her yıla bir umutla bakarız, bilmeyiz ki, geçen yıllarımız, gelecek ve umutla beklediğimiz yıllardan daha iyi idi belki. Bir değerlendirme yapalım geçen yıllar mı, beklediğimiz yıllar mı? Bize huzur ve mutluluk vermişti. Başımızı iki elimizin arasına alalım bir düşünelim, 2008 yılında ne kazandık, neler kaybettik, kendimizle bir hesaplaşalım. Ne dersiniz?
Perşembe, 01 Ocak 2009 00:20 tarihinde güncellendi
 

mp3 flash player by undesign webmaster,İsmail ÇİÇEK.

Reklam