İstatistikler
Üye : 216İçerik : 208
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1821168
Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi
CANLI YAYIN
Diyanet Çocuk
Camiyi Seviyorum
| KUL HAKKI |
|
|
|
Yer yüzünde huzur ve barış içerisinde bir hayat sürdürmek, Allah’ın sayısız nimetlerinden meşru ölçüler çerçevesinde yararlanmak, neslinin devamını sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak, toplu halde yaşamaya bağlıdır. İnsan sosyal bir varlıktır, bu sebeple yalnız yaşaması oldukça zordur. İnsan insana muhtaçtır. İnsanın kendi işlerinin tamamını yerine getirmesi asla söz konusu olamaz. İnsanlar toplu yaşayan varlıklardandır. Bir sese bir ses, bir nefese bir nefes gerekir. Her ne kadar insanlar nefeslerini kendileri alsalar da başka nefeslere ihtiyacı vardır. Özellikle medeni dünya da insanların birbirlerine olan ihtiyaçları daha da artmıştır. Üretimde, ticarette, sanayide, hayatın her alanında insanlar bir birlerinin yardımına ve desteğine muhtaçtırlar, Toplu yaşayan ve yaşamak zorunda olan bu insanların karşılıklı birbirlerine karşı sorumlulukları ve görevleri bulunmaktadır. Pek tabii ki, hak ve sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Hayat sadece bu dünyadan ibaret değildir. Her şeyin başlangıcı olduğu gibi sonu da vardır. Dünyanın da sonu olacaktır. Her şey bu dünyada sonludur. Sonsuz ve ebedi olan yüce ALLAH’TIR.
Bir gün bu fani hayat sona erecektir, gerçek hayat dediğimiz ve sürekli olan ahiret hayatı başlayacak ve herkes dünyadaki hayatının hesabını verecektir. Burada yaptığı güzel şeylerin mükafatını, yaptığı kötülüklerin de cezasını görecektir insanoğlu. Her insan yaptıklarının ve verilen nimetlerin hesabını vermeden bir yere ayrılamaz. Hülasa dünyadaki hayatımızdan hepimiz hesaba çekileceğiz. Akıllı ve basiretli insan; Allah’a ve O’nun kullarına karşı vazifelerini yapan, hak ve hukuka saygı gösterip, hesap gününe borçsuz ve günahsız olarak gitmeye çalışandır. Şu hakikat hiçbir zaman unutulmamalıdır: Kim iyilik ve kötülük olarak ne yapmışsa: mutlaka karşılığını görecektir. Hiçbir iyilik ve kötülük karşılıksız kalmayacaktır. Kur’an-ı kerimde Zilzal süresinin 7 ve 8. Ayetlerinde Rabbimiz buyuruyor: “kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür, kim de zerre miktarı kötülük işlerse onu görür.” Bu demek oluyor ki, hiçbir şey karşılıksız olmayacaktır. Kimsenin ettiği yanına kâr olarak kalmayacak. Güçlü ve kudret sahibi olmak, kasa ve kesesi dolu olmak, burada olduğu gibi ebedi alemde haklı olmayı sağlamayacaktır. Orada her şey hak terazisinden ve süzgecinden geçecektir. Hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir. Hiç kimseye ayrıcalık da tanınmayacaktır. Dünya da iyilik adına ve kötülük adına her ne yapmışsa insan, defteri ve kitabı önüne konacak ve küçük, büyük işler hepsiyle karşılaşacaktır. Hayret edecek insan bu nasıl kitap, küçük büyük ne varsa hepsini kaydetmiş, diyecek. O halde her insan hak ve hukuk noktasında ince eleyip, sınırını aşmayacak, kul hakkına son derece saygılı olacak, kimsenin hakkını yemeyecek, kimsenin malına dokunmayacak, kimsenin gönlünü incitmeyecek, kimseye haksızlık yapmayacak.
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu; “Bir kimsenin diğer bir kimsenin haysiyetine, yahut malına tecavüzden dolayı üzerinde bir hak bulunursa, altın ve gümüşün geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde, yaptığı haksızlık ölçüsünde, iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir.” Şu halde, Müslüman kul hakkına son derece titizlik göstermelidir. Bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkını alan kimse, o hakkı ödemek ve helalleşmek suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmalıdır. Haksızlık edip de, hak sahibine hakkını vermeyenler; ahirette pişmanlık duyacaklar ve çetin ve şiddetli bir azaba uğrayacaklardır.
Dünyada bir çok kötülük, kavga ve cinayetlerin, savaşların, insanlar arasındaki huzursuzlukların, kul haklarına saygı gösterilmemesinden kaynaklandığını da unutmayalım. Unutmayalım ki, her şeyin hesabı yapılıyor ve yapılan her şey kayda geçiyor bu dünyada, orada hesabı görülmek üzere. Bunca nimet verecek ve bu nimetleri ne yaptın diye sorulmayacak mı? bunca haksızlığa uğrayan kulların haklarının hesabı sorulmayacak mı? “Kim fukaranın kalbine dokuna, dokuna sinesi Allah okuna” kimin hakkı varsa helallik dileyelim, kime zulmettikse özür dileyelim, hak deyince akan sular donar kalır. Halktan yana Hak’tan yana ve hukuktan yana olalım hep, güçlüden yana değil, ölçüden yana duralım. Ne haksızlığa uğrayın, ne de haksızlık yapın. Ne zulmedin, ne zulme uğrayın. Hep hakkı ayakta tutanlardan olasınız.
|
|||
| Cuma, 27 Mart 2009 00:36 tarihinde güncellendi |





