İstatistikler
Üye : 216İçerik : 208
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1822234
Şu anda 2 ziyaretçi çevrimiçi
CANLI YAYIN
Diyanet Çocuk
Camiyi Seviyorum
| BİZE NE OLDU? |
|
|
|
Bizim bir zamanlar sözümüz geçkin, kılıcımız keskin imiş. Bütün dünya milletleri üzerinde sözümüz ve nazımız geçermiş. Hiçbir makul talebimiz geri çevrilmezmiş. Her yerde ve her platformda itibarımız ve hatırımız sayılırmış ve bir dediğimizi iki dedirtmezmişiz. Çünkü dünya milletleri üzerinde büyük itibarımız varmış. Kendi içimiz de adalet olduğu gibi gittiğimiz her yere de adaleti götürmüş, geçtiğimiz toprakları mümbit hale getirmiş, mesken tuttuğumuz şehirleri ve kasabaları da abat ve imar etmişiz. Bir zamanlar toplumumuzda kadınlar ve yaşlılar itibar görürmüş, çocuklarımız da sevgi. İnsanlar da birbirine son derece güven duyarlarmış, hiç art düşünceleri olmazmış. Bütün bunlarda din, ırk mezhep ve meşrep ayrımı yapılmazmış. Tarih bunun şahitleri ile dolu olduğunu dost ve düşman da bilirmiş, şimdilerde inkar eden olsa da, bu böyle imiş. İnsanlar çalışkan imiş, birbirleri arasında dayanışma ve yardımlaşma varmış. Niyetleri hayır olduğundan, akıbetleri de hayır olurmuş. Güvensizlik asla söz konusu olmazmış, aldatma katiyetle olmazmış, çünkü bilirlermiş “aldatan bizden değildir” düsturunu. Tasalar da sevinçler de paylaşılırmış, çünkü üzüntüler paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğaldığını da bilirlermiş. Her şey insanca ve İslamın anlattığı biçimde imiş. Ancak saç düzelmiş hamur tükenmiş, işler düzelmiş ömür bitmiş, delikli demir icat olmuş mertlik geldiği yere gitmiş, maaş ve para en başa oturmuş, insanlık ve değerler yitirilmiş, herkes şöhret afetinin cazibesine kapılarak benlik girdabına dişlileri arasına girmiş, yeniden dünya bozulmuş, cahilliye dönemine doğru hızla yol almış, ne çare...Yol almış ki, güçlü olan haklı olur hale gelmiş, haklı olanın gücü olmadığından haksız duruma düşmüş. Oysa doğrusu, haklı olanın güçlü, haksız olanın da güçlü de olsa haksızlığı kesinmiş. Irkçılık asla olmazmış, her bir insan Ademin çocukları olduğundan kardeş sayılırmış, din farkı olsa da...Çünkü insanların ayrı ve farklı düşünmeleri, beraber ve bir arada yaşmalarına mani değilmiş...Her insanı ALLAH tek yaratmış, rızkını da ayrıca yaratmış, hiç kimse kimsenin rızkına mani olmazmış...Dünya aynı dünya, güneş aynı güneş, toprak aynı toprak, insanlar fiziki olarak aynı, lakin anlayış ve düşünce değişmiş. İnsanlar şimdi daha dar düşünür olmuş, her ne hikmetse... Mertlik olmadığı için sayıları, çeşitleri ve patlatıldığı zaman tehlikeleri kestirilemeyen silahlar icat olmuş, güven olmadığı için çelik kasalar bulunmuş, evlerin kapıları çift kapı hatta çelik kapılara dönüşmüş. Her kes kendi önünden yemediği için başkasının önündekine ve cebindekine göz dikmiş, karınları doymuş, lakin gözleri bir türlü doymamış. Dünyayı birine verseniz, başka dünya yok mu diyecek kadar haddini aşmış...Haddini aşanları da, ALLAH’IN asla sevmediğini de bilirmiş bu insanlar, ama yine de bildiklerini yapmadan geri durmazlarmış...Azan ve sapıtan böyle toplumlara kim dur der sizce? Herhalde bu kainatın bir sahibi vardır ve var. O her şeyi en iyi bilendir...
Ey insanlar, tarihe bakmadan geleceği göremezsiniz. Tarihten ibret almayanlar çok acılara ve belalara maruz kalacaklardır. Bu dünyanın eski sahipleri hani nerede? Dünyanın eski misafirleri nereye gitmiş? Hani zalimler? Mazlumlar nerede? Şöyle başımızı iki elimizin arasına alalım da düşünelim derin derin, kendimize gelelim de kendimizi bir gözden geçirelim, hatalarımız nelermiş, bir bir anlayalım da yanlışlarımızı düzeltelim. Kişi hatasını bilmek kadar irfan sahibi olamazmış... Herkes kendi hatasını düzeltirse, kusurlar asgari düzeye iner, kusursuz insan olmaz, olsa da onlar da “kadı kızında da olur” cinsinden şeyler olur...Nasıl ki herkes bu sıcakta kendi dükkanının önünü sularsa, bütün sokak sulanmış ve bütün sokak sakinleri tozdan kurtulur ve serinlemiş olursa, kendini düzelten başkasını düzeltmesine gerek kalmadan bütün toplum düzelmiş olur. Kendi derdini dert edinen başkasının derdiyle uğraşacak vakti olmadığı gibi. Başkasını sürekli suçlayan, kabahati devamlı karşısında arayan kendi kusurunu göremez. İnsan insanın aynası olmalı, aynaya bakan aynasını mı düzeltir, yoksa aynaya bakarak kendisini mi? Aynayı düzeltmeye uğraşanlar kendisini asla düzeltemezler. Öyleyse birbirimizin aynası olalım, herkes birbirine bakarak kendi dışını ve iç dünyasını düzeltsin. Yoksa birileri çıkar bizleri düzeltme adına bizi dümdüz ediverir sonra...
Biz dünyaya tecrübelerimizle zaten örnek olmuşuz, bizim kimseden ders almaya ihtiyacımız yoktur. Bizim defterimizi kimse dürememiş, biz kendi defterimizi dürmüşüz. Süründüğümüz yeter artık, ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi sizce? SELAM ve DUA..
|





