Şub 06
Pazartesi

İstatistikler

Üye : 216
İçerik : 208
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1821150
Şu anda 7 ziyaretçi çevrimiçi

CANLI YAYIN

Diyanet Çocuk

Camiyi Seviyorum

7. ANLATIM, DOĞALLIK PDF Yazdır
        Şimdiye kadar, diksiyonda ses aletinin yeri ve görevleri üzerinde çalışmalar yaptık. Bundan sonra diksiyonun anlatımla ilgili bölümlerine geçeceğiz. Bütün öğretmenlerin anlatımla ilgili tavsiye etmesi gereken kural şu olmalıdır: "Konuşur gibi okumak ve manzume söylemek."
       Ancak, bu tavsiye söylendiği kadar kolay uygulanmayabilir. Çünkü, bizde yerleşmiş bir manzume ve nutuk söyleme şekli vardır. Bu şekil, cümle sonlarını ve uyakların bükümlerini yüksekte bırakıp, kelimelerin vurgularını değiştirerek cümleleri "yapma" bir bükümle söyleme şeklidir.
       İşte bu şekilde söz söyleme bizi doğallıktan uzaklaştırır. Yalnız şu da unutulmamalıdır ki, doğallık ne boğumlamada ihmal ne de bayalığa düşmektir. Birçok öğrenci, doğal olmayı laubali ve gevşek davranmakla elde edeceğini sanır. Oysa en iyi yöntem her okunan veya söylenen cümleden sonra kendimize şu soruyu sormaktır: "Bu cümleyi günlük yaşayışımda da böyle mi söylerdim?" En ufak bir kuşkumuz olduğunda ise uygun hareket ve bükümleri buluncaya kadar o cümleyi tekrarlamalıyız. Böylece okuma ve ezbere söyleme edasından kurtularak doğal söylenişi elde edebiliriz. Bu kolay olmasa da sabırla çalışmak, ısrarla üzerinde durmak bize çok şey katacaktır.
       Alışılagelen bir söz:
     Herkesin sıklıkla kullandığı ve "havadan sudan konuşma" diyerek nitelediğimiz sade cümleler üzerinde, sesin bükümündeki büküm değişmelerini göz önünde tutarak, çeşitli denemeler yapabiliriz. "Hava güzel" cümlesini ele alalım. Bu, sadece gözlemdir. Oysa, havanın güzel olmasından duyduğumuz hayranlığı anlatmak için söylediğimiz "hava ne güzel!" cümlesinde, sesin bükümü birinci cümledekinden oldukça farklıdır.
       Çeşitli duyguları birbirinden çok farklı görünmeyen cümlelerle anlatabiliriz:
Şüpheli
Eh! Belki hava güzelleşir.
Şakacı
Evet, bugün hava güzel ama ördekler için.
Münakaşacı
Hava güzel diyorsunuz demek? Pek iyimsersiniz doğrusu.
Kızgın
Hava güzel ama biz dört duvar arasında kapalıyız.
Şefkat
Hava güzel. Sokağa çıkalım, canım. Hava alırsan iyileşirsin.
Hüzünlü
Hava güzel ama kederini artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Açığa vurma
Ne yapalım ben bahsi kaybettim: Hava güzelleşti.
Öfkeli
Kahretsin! Hava güzelleşti.
Şimdi de havanın kötü olduğunu bildiren cümlelerde doğallığı yakalayalım
Kesin inanç
Hava artık güzelleşmez, buna eminim.
Küçümseme
Buranın havası hep böyledir. Artık düzelmez.
İtirazla
Müsaadenizle hava güzel değil.
Sora cümlelerine geçelim:
Bilmeden sormak
Hava güzel mi?
İyice bilmeden sormak
Hava güzel değil mi?
Güvensizlik
Havanın güzelleşeceğine inanıyor musunuz?
Alay
Bu havaya güzel mi diyorsunuz? Pek iyimsersiniz doğrusu.
Sabırsızlık
Ah! Ne zaman hava güzelleşecek acaba?
Muzafferce
Oh! İşte ben hava güzelleşecek demedim mi?
Neşe ve memnunluk
Oh! Hava ne güzel!
Hayranlıkla
Aman, hava ne kadar güzel. Her taraf pırıl pırıl parlıyor.
İnce ve zarif bir şekilde belirtiler sevinç
Hava ne kadar güzel! Bizi müşrik bir el gibi okşuyor.
       Örnek olarak verilen bu cümlelerden başka cümlelerle de duygularımızı doğallıkla ifade edebiliriz. Belki ince hislerin anlatımında güçlük çekilebilir. Ayrıca şunu da bilmek gerekir ki cümlelerin anlatılmasında -genel olarak- bükümlerin kuralları olmakla birlikte, kesin olarak aynı şekilde konuşan iki kişi bulunamaz. İşte bunun için de öğretmeninizin, sizi herhangi bir söyleme şekline zorlaması doğru değildir. Çünkü bu tavır, "yapma" bir büküm meydana getirecektir. Konuşurken yaptığımız ses bükümleri düşünce ve duygularımıza uyar. Onun için çalışırken de doğal bükümü uygulamak doğru olacaktır.
        En ince noktalarına kadar doğal konuşabilme ve bütün duyguları aktarabilme ancak çok çalışmakla başkalarının konuşmalarına dikkat etmekle, ses tonunun ne zaman yükselip alçalacağı, hareketin ne zaman çabuklaşıp ağırlaşacağı, hangi kelime veya hece üzerinde
vurgu yapılacağının iyice anlaşılmasıyla mümkün olacaktır.
 
Reklam