| Aile Sorumluluğu |
|
|
Prof.Dr.İ:Hakkı ÜNALDin İşleri Yüksek KUrulu Üyesi Sahabi, Numan b. Beşir’in naklettiğine göre, Hz. Ebubekir birgün Hz, Peygamber (s,a.s.)’in yanına girmek için izin istedi. Bu arada (kızı) Hz. Aişe’nin yükselen sesini işitti. Içeri girince, tedip etme niyetiyle onu yakaladı ve bir daha Rasulüllah’a karşı sesini yükselttiğini görmeyeyim” dedi. Allah Rasülü onun vurmasına engel oldu. Hz. Ebubekir öfkeli bir şekilde oradan aynldı. 0 dışan çıkarken Hz. Peygamber eşine hitaben, Adamın elinden seni nasıl kurtardığımı gördün mü?” diye takıldı. Hz. Ebubekir günler sonra tekrar Rasulüllah’ın yanına girmek için izin istedi. Içeri girdiğinde onlan barışmış halde buldu ve Beni kavganıza dahil ettiğiniz gibi, banşınıza da dahil edin” dedi. Onlar da tamam öyle olsun” dediler.” (Ebu Davud, Edeb, 84)Sevgili Peygamberimizin aile hayatından bir kesiti yansıtan bu haber; onun eşlerine nasıl davrandığı konusunda bir fikir verirken, aynı zamanda ağır başlı ve yumuşak karakterine de işaret etmektedir Burada, muhtemelen, her aile içinde görülebilecek türden bir tartışma veya Hz. Aişe’nin bir itirazı ya da şikayeti söz konusudur Allah elçisi, genç yaştaki eşinin sitemlerini olgunlukla karşıladığı gibi buna muttali olan babası Hz. Ebubekir ona karşı sert davranışına da engel olmuş ve ardından da şaka yaparak aradaki soğukluğu gidemıek istemiştir Hz. Ebubekir’in, o esnada kızına karşı takındığı sert tavır; hiç şüphesiz, onun Hz. Peygamber duyduğu derin sevgi ve saygısının bir sonucudur ve Hz. Aişe’nin, Allah Rasulünü üzmüş olabileceği endişesine dayanmaktadırBilindiği gibi Hz. Peygamber (s.a.s.), kadınlarına karşı oldukça sert davranan bir toplum içinde yetişmiştir. Cahiliye dönemi bir tarafa, islamt dönemde bile bu sertliğin bazı örneklerinerastlamak mümkündür Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in, Allah Rasülü’nün eşleri olan kızlarına karşı, onu üzdükleri düşüncesiyle zaman zaman takındıklan sert tutum (Müslim,Talak, 4) bunun basit bir tezahürü sayılabilir Peygamber Efendimiz, bu konuda da müstesna bir tavra sahiptir Başta hadis eserleri olmak üzere İslamT kaynaklar; hayatıyla ilgili bütün bilgileri en ince detayına kadar verdikleri halde, Hz. Peygamberin eşlerine karşı şiddet uygulamak bir yana en küçük bir hakaret veya kıncı bir sözünden bahsetmemişlerdir Bu da ancak Allah tarafından seçilip, yüce ahlak sahibi olduğu” bildirilen (Kalem, 4) Bir Peygamberin her konuda olduğu gibi, bu konuda da insanlara örnek olmasıyla açıklanabilecek bir hususturRivayetin yer aldığı kaynakta bu habere, Hz. Peygamber’in şakalan bölümünde yer verilmiştir Ancak olayın aile hayatına bakan yönü oldukça önemlidir Dikkat edileceği üzere Hz. Peygamber; aile içi bir meselede eşi Hz. Aişe’ye, babasının müdahalesini bile uygun bulmamış ve onun kızına karşı sert davranışına engel olmuştur Çünkü aile, kişilerin hür iradeleriyle kurulmuş meşru bir beraberliktir ve aile içinde ortaya çıkan problemlerin çözümü ilk önce eşlere düşen bir görevdirBaşkalarından yardım talep etmedikleri ve acil müdahaleyi de gerektiren bir durum olmadığı sürece, aile içi problemlere dışarıdan karışmak doğru değildir Ulkemizde görülen ailevi huzursuzlukiann önemli bir kısmında, eşlerin anne- babalarının, evli çocuklarına müdahale ve yönlendirme arzuları rol oynamaktadır Orneğin bir annenin evli kızına veya oğluna, şöyle şöyle yaparsan sana hakkımı,sütümü helal etmem” gibimanevi baskı uygulaması çok görülen bir olgudur Bu baskı, her zaman, evladın bir harama /günaha düşmesi veya yanlış bir yola gitmesinden dolayı değil, bazen de, onlann meşru talepleriyle ilgilidir Orneğin, ‘eşini, anne-babasına göndermeyeceksin” veya “dışarı çıkartmayacaksın” gibi, evli bir erkeğe yapılan ebeveyn telkini gayn meşrudur Böyle bir talepte bulunan ebeveyn günahkar olduğu gibi bunu yerine getiren evlat ta günahkar olur Böyle meşru isteklere karşı çıkıp, oğullannı, kızlarını, gelinlerini huzursuz eden anne-babaların, onlara haklarını helal etmemelerinin de bir önemi yoktur Çünkü ana-babasının isteği de olsa, hiç kimsenin yanlışa ve günaha boyun eğmesi doğru değildir. (Lokmarı, 5) Dinimize göre ergenlik çağına gelen herkes kendi yaptığından sorumlu olduğu için, böyle bir durumla karşılaşan kişi, vebali ana- babasına yüklemekle sorumluluktan kurtulamaz.Bazı anne-babalar; çocuklarının büyüdüklerini kabul etmemekte ve onları her zaman kendilerine bağımlı görmek istemektedirler Bağımlılık ebeveyne her zaman gösterilmesi gereken sevgi, saygı, bağlılık ve hizmetten farklıdır Bağımlı olmak insanın kişilik gelişimine engel olur Onun hür iradesiyle ve sorumluluğunu üstlenerek yapmak istediklerine ket vurur Hayatta, kendi ayaklan üzerinde durarak başarıya ulaşmasını zorlaştırır Aile hayatında, eşi ve çocuklarıyla ilişkisinde, genellikle ebeveynin telkin ve baskıları belirleyici olur Geleneksel aile yapımızda, geçmişten tevarüs ede geldiğimiz çok güzel adetlerimizin yanı sıra, dine, akla ve vicdana uymayan adetlerimiz de bulunduğu için bu telkin ve manevi baskı bazen olumsuz sonuçlara yol açarislam dini birey, aile ve toplum hayatında meşru olanla olmayanın sınırlarını net olarak belirlemiştir Bu noktadan itibaren her müminin diğerine,”iyiliği tavsiye ve kötülükten sakındırma” (emr-i bi’l-ma’ruf, nehy-i ani’I-münker) ilkesi gereğince yardımcı olması esastır Ebeveynlerin yetişkin evlatlarına yapacaklan manevi katkı da bu çerçevede olmalıdır Anne- baba yakınlığının bu konuda başkalarına göre bir öncelik hakkı doğurduğu şüphesizdir Ancak “iyiliği tavsiye ve kötülükten sakındırma” görevinde enbelirleyici unsur; iman, amel ve bilgi üçlüsü olduğu için, bu süreç her zaman ebeveynden evlatlara doğru değil, bazen evlatlardan ebeveynlere doğru da işleyebilir Orneğin, eğitimsiz ve dini yönden bilgisiz birçok anne-babanın, doğru olanla olmayan konusunda, sahip oldukları hayat tecrübesi dışında, çocuklarına verebilecekleri fazla bir şey yoktur Dolayısıyla onların da, eğitimli ve bilgili evlatlarından‘‘Başkalarından yardım talep etmedikleri ve acil müdahaleyi de gerektiren bir durum olmadığı sürece, aile içi problemlere dışarıdan karışmak doğru değildir. Ülkemizde görülen ailevi huzursuziukların önemli bir kısmında, eşlerin anne-babalarının, evli çocuklarına müdahale ve yönlendirme arzuları rol oynamaktadır. yararlanmaları, ‘emr-i bi’l-ma’ruf.. .“ ilkesinin bir gereğidir Bu idrak içinde olmayan ebeveynlerin, evlatları tarafından incitilmeden uyanlmaları, sonuç alınamadığı takdirde, saygıda ve hizmette kusur etmeden, onlardan gelebilecek yanlış telkin ve yönlendirmelerden uzak durulması gerekir Bu olgunluk içinde davranabilen evlatlar; onlann nzasını da kazanmış olarak hem kendi aile düzenlerine zarar verebilecek makul olmayan bazı telkinlerinden korunmuş, hem de hayatın zorlukları karşısında onların sahip oldukları tecrübelerderı yararlanmış olurlarGön.İsmail Çiçek Çarhoğlu Camii İmam Hatibi Diyanet Aylık Dergi Şubat 2008 |
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 05 Nisan 2008 ) |
| < Önceki |
|---|





