Müftümüz Yazıları

 
Taşa Söz Geçer Ya İnsana...
 
 

İstatistikler

Üye : 240
İçerik : 220
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1871095
Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi

Canlı Yayın

Diyanet Çocuk

Camiyi Seviyorum

Kardeşlik Ahlakı

İNSANIN KONUMU PDF Yazdır
İnsanın dünyada kıymeti nedir? Değeri ne ile ölçülür? Etten, kemikten, kandan olmayan hiç insan gördünüz mü? Nimetler, imkanlar ve taşıyamadığı güzellikleri, niçin kötüye kullanır? İnsandaki güzellikleri güzelleştiren iç güzellikleri kim çirkinleştiriyor? İnsanın içine girip te bozmadığı, çirkinleştirmediği berbat etmediği daha ne kaldı dünyada? Ağızları barış, huzur, kardeşlik, hoşgörü, hak ve hukuk şarkıları söylerken, elleri, ayakları neden dünyayı yaşanmaz cehenneme çevirir? İnsanlar kim ve ne uğuruna kan döker? İnsanın yaşaması için bütün dünya nimetleri yorulmadan ve hiçbir ayrım yapmadan ürünlerini harıl harıl, bu anlaşılmaz ve doyumsuz insana sunarken, en az kendi kadar hak sahibi olan kardeşini yok etme planları yapan insan da bir ana babadan meydana gelmedi mi? Altından, gümüşten yaratılmış insan gördünüz mü? Büyük melaike Azrail’in pençesinden canını kurtarabilen, arzu etmediği halde ölüme meydan okuyabilen ve dünyanın bir numaralı demirbaşına kayıtlı olduğunu sanıp da, ecel şerbetini höpürdetmeyen insan var mı? Kendisine hayat veren temiz havayı kirleten, yaşadığı çevreyi yaşanmaz hale getirip berbat eden, tertemiz olan o güzelim yiyecek ve içecekleri, hacim olarak bir kutu gibi olan, hırs olarak birkaç dünyayı içine alacak kadar kapalı fabrikada öğüttükten sonra, doymayan ve dolmayan aç kilere gönderen, kendisinin bile tiksineceği hale getirdikten sonra dışarı atan, o nadide yiyecekleri kim o hale getiriyor dersiniz? Demek oluyor ki, insanın içine girip de bozulmayan, özelliğini kaybetmeyen hiçbir değer olmasa gerek. Susuzluktan kavrulan ve kıvranan insan bir yudum su için neler vermezdi. İçtiği suyu bozduktan sonra dışarı atabilmek için belki hayatını verirdi. Bir lokma ekmek için diyar diyar dolaşan, kah hırpalanan, kah yad ellerde sıla hasretiyle yanıp tutuşan insan, düşünmez mi? Tüm insanlar ekmek-suya muhtaçtır. Ekmeklerini bölüşseler, sular gibi aziz, berrak ve duru olsalar, dünya açısından bir sakınca olmazdı. İnsan insana tuzak kuruyor, insan insanı öldürüyor, ölen de öldüren de insan, bir başka yaratığı öldürmüyor ki...
            Bir insanı yeryüzünden kaldırmak için kişi başına üç bomba, on iki insana hayat vermek için bir doktor düşüyor, bunun neresi insanlığa sığar, bunun neresi medeniyet. Yüksek teknolojiyi elde etmek marifet değil, onu insanlığa hayat vermek için kullanmak marifettir. İnsanlar medeniyette, teknik ve teknolojide zirveye tırmandıkça, buna paralel olarak kavgaların ve savaşların da azalması gerekmez mi? Trafik canavarı deniyor, trafik kazalarını yapanlara, araba veya otomobil gidip kendisi toslamıyor başka bir otomobile, onu bir idare eden insan var içinde demek. Şimdilerde pilotsuz uçaklar yaptılar, onu yönlendiren de insan. Demek oluyor ki, en tehlikeli varlık insan. Ne canavar, ne aslan ve ne de yılan, hepsi yalan, en tehlikeli canlı insan. Top tank, silah gibi ölüm saçan fabrikalar yapacağına, kendisi gibi yaşama hakkı olan insanları şu yaşlı dünyada adam gibi yaşaması için efor sarf etseydi ne sakıncası olurdu. “ Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar derler”, bu acayip insan, ne yediriyor, ne doyuruyor, ne baktırıyor, kendisine yan bakanları da yandan bakanları da, mertliğe sığmayan en kötü ve çirkin icat olan silahla defterini dürüyor, en az kendisi kadar yaşama hakkı olan insanı. Hiç tasalanmasın insan, defter dürme mesleğini huy edinenlerin de defteri elbette bir gün dürülecektir.
             Dünya benim diyen nice insanlara, dünya onlara hiç sadık kalmadı, dünya onları koruyamadı, dünya onlara bağlanmadı, onların dünyaya bağlandıkları kadar. Aşık Veysel’in dediği gibi “insanın sadık yari, yani gerçek dostu kara topraktır.” Bizim tüm çirkin kazuratlarımızı da, beğenmediklerimizi de, bizi de bağrına basıyor, bizi bağrında barındırıyor, bizi çöpe atılmaktan kurtarıp kucaklıyor ve düşmanlara bırakmıyor. Hangi insan canım ve cananım dediğini, ölünce kendisine ait olan hanesinde barındırdı bugüne kadar?
            İnsan bir avuç et ve kemik yığını, güzelliği ruhundadır, o da gidince geriye kalanı kimse beğenmiyor, beğenen varsa beri gelsin. Yok bir birimizden farkımız, zira hepimiz insanız.Tüm insanlar güzeldir, dünyada güzeldir, güzeli güzelde bulalım. “Güzele güzel demem, güzel benim olamayınca” anlayışına son verelim. Güzel görelim, güzel yaşayalım, güzel olalım, güzel ölelim...
 

mp3 flash player by undesign webmaster,İsmail ÇİÇEK.

Reklam