Müftümüz Yazıları

 
Taşa Söz Geçer Ya İnsana...
 
 

İstatistikler

Üye : 240
İçerik : 220
Web Bağlantıları : 3
Toplam Ziyaretçi : 1871096
Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi

Canlı Yayın

Diyanet Çocuk

Camiyi Seviyorum

Kardeşlik Ahlakı

İNSANIN İHTİYAÇLARI PDF Yazdır
İnsanın beden ve ruh olmak üzere iki yönü vardır. Bunlar, nitelik ve nicelik itibariyle birbirinden ayrı iseler de öyle bir bütünlük içindedirler ki, ruh olamadan beden bir işe yaramayacağı gibi, bedensiz ruhun da bir anlamı olamaz. Aynı zamanda her ikisinin pek çok arzu ve istekleri vardır. İnsan, ne bedensel, ne de ruhsal ihtiyaç ve arzularını ihmal edemez. Bu bakımdan insan beden itibariyle yaşamak için her şeyden önce gıdaya ve tehlikelerden korumak için de barınacak bir yere ne kadar muhtaç ise, ruhsal yönden ve manevi bir kuvvete o kadar muhtaçtır. İnsan madde aleminde böyle bir dayanak bulamayacağı gibi aklı da onun bu ihtiyaçlarını karşılamak ve yerine getirmek için yeterli değildir.
            İnsanın önemli bir yönünü oluşturan, ruhunun isteklerini yerine getirecek ve üzüntülerini giderecek olan şey, onun Allah’a ve sonsuz bir hayatın varlığına inanmasıdır. Bu inanç olmadıkça ruhun istekleri yerine getirilmiş ve arzuları karşılanmış olmaz, ruhun ise pek çok ve tükenmez istekleri vardır, öyle ki, bunlar için bir sınır yoktur. İnsan, gerçek anlamda mutluluğa, ancak ruhun sınırsız olan bu isteklerinin yerine getirilmesiyle ulaşabilir. İnsanın sınırlı olan ömrü ise buna yetmez. Bundan dolayı onun sonsuz olan bu arzu ve isteklerini gerçekleştirecek ve kendisini mutlu kılacak olan, ölümsüzlüğe olan inancıdır. Fani olmayacak ve sonu gelmeyecek olan bir hayata yönelmeyen ruhta gerçek mutluluk yok demektir. Bu da ancak Allah’a ve ebedi bir hayata inanmakla elde edilir. Bize bunu öğreten de dindir. Bu sebeple insanın gerçek mutluluğunu gerçek bir din anlayışı ve gerçek bir din yaşayışı yerine getirebilir.
            İnsan hayatı bir mücadeleden ibarettir. İnsan bu mücadelede bazen başarılı olamaz. Maddi bütün sebeplere baş vurduğu halde önüne çıkan engelleri aşamaz. Böyle bir durumla karşılaşan insan, kendi kuvvet ve gücünün üstünde daha büyük bir kuvvetin varlığına inanmayacak olursa bunalıma düşer, hatta hayatına bile kıyabilir. Fakat sonsuz güç ve kuvvet sahibi yüce bir yaratıcıya inanmış olan kimse ise, karşılaştığı engeller ve güçlükler karşısında ümidini yitirmeyerek, ilahi kudretin büyüklüğünü kavrayacak ve ümitsizliğe düşmeyenlere daima yardım edeceğini düşünerek O’na sığınır, O’na havale eder, kendini kaybetmez. Bu sebeple günlük hayatımızda en büyük dayanağın din olduğunu anlamamız gerekir.
            İnsan ruh yönünden yükselip olgunlaşması yaratılışının bir gereğidir. Bu, ancak yüksek ahlakla elde edilir. Ahlak üstünlüğü ise, din duygusu ile gelişir. İnsan, Allah sevgisinden, dolayısıyla insan sevgisinden ve din duygusundan yoksun olduğu zaman, pek çok insani özelliklerini kaybetmiş olur. Allah’a inanmayan ve sorumluluk duygusu taşımayan bir kimsede ahlaki üstünlüğün bulunmayacağı düşünülebilir. Çünkü üstün ahlakın kaynağı dindir. Özet olarak hangi yönden bakılırsa bakılsın din, insan için bir ihtiyaçtır. Maddi yönden ihtiyaçları ne kadar karşılanırsa karşılansın, manevi ve ruhi ihtiyaçları sağlanmamış olan bir insan, hayatta arzuladığı huzuru bulamaz. Şüphesiz ki, inançsızlık, insan için büyük bir felakettir. Böyle bir insan, madde aleminin kendisini tehdit eden olayları karşısında dayanak noktasını kaybetmiş demektir. Sonsuz hayata, ahiret hayatına inanmadığı için bütün gayreti, dünyanın geçici zevklerini yaşamak olacak, bunları elde etmek için ise, hiçbir ölçü tanımayacaktır. Bir gün, dünyanın bu geçici zevklerinden ayrılacağını ve yok olup gideceğini düşündükçe, tedirginliği artacak ve huzuru kalmayacaktır. Bir insan için bundan daha büyük bir felaket olabilir mi? Oysaki din, ölüm ötesinde daha mutlu ve sonsuz bir hayat müjdelemekte ve ona ulaşmanın yollarını göstererek insana huzur ve güven vermektedir.
            Birey olarak din insana ne kadar gerekli ise, toplum için de o kadar gereklidir. İnsanlar toplu halde yaşarlar, hiçbir insan yalnız başına bütün ihtiyaçlarını karşılayamaz ve gücü de yetmez. İnsanın her şeyi ihtiyarlar lakin bir tek arzu ve istekleri yaşlanmaz. Gözlerini kapadığı an bütün ihtiyaçları sona erer, çünkü ne söyleyecek dili, ne de tutacak eli artık yoktur. Toplum için de din anlayışının göstergesi, önce insan kendisiyle, sonra toplumla ve daha sonra da Allah ile barış içinde olacak. Kendisiyle kavgalı, toplumla kavgalı olan kimseler Allah ile de kavgalı olur. Din bireyin bireyle, toplumun toplumla barışı için gereklidir. İnsanın ve toplumun barışı için buna ihtiyacı vardır. Dinler savaşı olmamış ama çıkar ve koltuk savaşları olmuştur. Dinde esas olan barıştır, barışı da din sağlar, insanların ortak özelliği her ne kadar çıkar duygusu olsa da, manevi ve ruhi olarak esas ortak özelliği bir dine inanmaktır ve gereklerini yapmaktır. İnsanın ihtiyaçlı bir varlık olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanırım. İnsan kendi kendisine dünyaya gelemez, bir getiren olmadıkça, geldiği zaman karnını doyuramaz bir doyuran olmasa, bulunduğu yerden bir yere hareket edemez yardım eden biri olmasa, üzerine bir sinek veya bir haşarat musallat olsa kendisi bundan korunamaz bir koruyan olmasa. Böyle zavallı bir varlık ve aciz bir varlık muhtaç olmaz da kim olabilir? Selam ve dua.
 

mp3 flash player by undesign webmaster,İsmail ÇİÇEK.

Reklam